Eros Cinsiyeti Nedir?
Eros, kelime olarak aşkın tanımı kadar derin ve karmaşık bir anlam taşır. Hadi gel, sana küçük bir hikaye anlatayım; hikaye sadece bana ait değil, belki senin de tanıdık gelecektir. Çünkü herkesin içinde bir Eros vardır, bazen görünmeyen, bazen ise gözle görülür bir biçimde karşımıza çıkar.
Bir Kış Akşamı
Kayseri’deki kışları hatırlıyorum. O soğuk, bembeyaz ve karla kaplanmış sokaklarda, evin içinde sabahın ilk ışıklarıyla birlikte kalktığında, insanın içini ısıtan bir şey var. Hani o huzuru veren, boğazı yumuşatan kahvenin kokusu gibi. O anı hatırladıkça içimi bir sıcaklık kaplıyor. Ama bir şey vardı, o kış sabahında başka bir şey hissediyordum. Sanki birisi bir duvarı yıkmış gibi, içimde bir boşluk açılmıştı. Bir şey eksikti.
O eksiklik Eros’tu. Aşk, sevda, duygular… Ne aradığımı tam olarak bilmiyordum ama bir şeyler vardı ve ben onu anlamaya çalışıyordum. O günlerde, üniversitenin son senesinde, herkes gibi ben de hayaller kuruyordum. Kimisi kariyer hedeflerinden, kimisi aşkı bulmaktan bahsediyordu, kimisi de sınavlardan korkuyor, ben de geçmişin yüklerini taşırken geleceğe dair belirsizlik içinde kayboluyordum.
O gün, üniversite kampüsünde en yakın arkadaşım Ece ile sohbet ediyordum. Ece, her zaman derin bir anlayışla bakardı dünyaya. O kadar sakin ve dingindi ki, bazen sadece bir bakışla bir şeyler anlatır, kelimelere gerek kalmazdı. İşte bir gün Ece’nin “Eros cinsiyeti nedir?” sorusu kafamı karıştırmıştı.
Eros ve Cinsiyetin Ötesinde
Eros’tan bahsederken, cinsiyetin sınırlarını aşmak gerekirdi. Aşk, cinsiyetin, kimliğin, dış görünüşün ötesinde bir kavramdı. Ama bu, o kadar basit bir şey değildi. “Eros cinsiyeti nedir?” sorusu, bana kendimi anlamaya başlamamı sağladı. Hayatımda birçok farklı insan tanıdım, farklı kimliklere sahip insanlar. Ama her birinin içinde, bir şekilde, bir Eros vardı. O an fark ettim ki; Eros, aşkın ve sevdanın çok daha ötesinde bir kavram. O, aslında her bireyin içinde var olan bir güç. Her cinsiyet, her kimlik ve her yaşta kendisini gösteren bir güç.
Ece’ye dönüp “Bence Eros, her şeyin ötesinde bir enerji,” dedim. “Cinsiyetle falan ilgisi yok, o daha çok duygularla ilgili. Birinin ruhunda bu sevda varsa, Eros bir şekilde kendini ortaya çıkarır. O aşk, her şekilde yaşanabilir.” Ece gülümsedi ve başını sallayarak “Hımm, aslında doğru söylüyorsun. Ama bazen, bu Eros’un cinsiyetsizliği insanın kendisini keşfetmesine engel olabilir,” dedi. O an kafamda bir ampul yandı. Eros, tam olarak neydi?
Bir Yola Çıkış
Hayatımda dönüm noktalarım vardır, işte bu da o anlardan biriydi. O zaman, 25 yaşımın ilkbaharına adım atarken, bir yaz tatilinde kendimi bulmaya karar verdim. Kayseri’nin dar sokaklarında yürürken, kendime doğru bir yolculuğa çıkmaya başlamıştım. Kendi içimde bir şeylerin eksik olduğunu hissediyordum ama ne olduğunu tam olarak anlayamıyordum.
Yolculuğumun başında, kaybolmuş gibi hissediyordum. O kadar karışıktım ki, bazen birine aşık olduğumu sanıyor, bazen de yalnız hissetmenin içindeki huzuru arıyordum. Her iki duyguyu da yaşarken, Eros’un bana fısıldadığı o sessiz ama güçlü çağrıyı duyuyordum. Eros, aşkın ne olduğunu anlamanın ötesinde, insanın içsel dünyasında var olan ve hep var olması gereken bir güçtü.
Bir akşam, Ece ile yürüyüşe çıktığımızda yine bu konuda konuştuk. “Ece,” dedim, “Eros cinsiyetsiz ve her insanda var. Ama galiba biz onu keşfetmeye başladıkça, bir şeyler daha da karmaşıklaşacak. Kendi içindeki Eros’u bulmak o kadar kolay değil, değil mi?” Ece, derin bir nefes alıp “Evet, ama bu karmaşıklık güzellik. Bunu anlamaya çalışmak bile değerli,” dedi.
Böylece, Eros’un her bir insanın içinde, cinsiyetin ve kimliğin ötesinde, zamansız ve sınırsız bir şekilde yer aldığını fark etmeye başladım. Ve ne yazık ki, çoğu insan bu gücü bulamıyor, anlamıyor ya da bir şekilde bastırıyor. Bazen duygulara fazla inandığında, insan kendisini kaybediyor. Ama bir şekilde bir yola çıkıp, o duyguları keşfettiğinde, içindeki Eros’u bulabiliyor.
İçsel Yolculuk ve Aşkın Keşfi
Günler geçtikçe, bir şeyler değişmeye başladı. Eros’un etkisiyle, kendimi daha özgür ve açık hissetmeye başladım. Eros, sadece aşkı değil, insanın kendisini kabul etmesini de gerektiriyordu. Kendimi daha çok seviyor, içimdeki korkuları, kaygıları geride bırakıyordum. İçimdeki Eros’a izin veriyordum. Eros’a izin verdikçe, kendimi daha güçlü hissediyordum. Ve en önemlisi, Eros’u hissettikçe her şeyin, her duygunun daha anlamlı olduğunu fark ediyordum.
O kış sabahlarında kaybolan boşluğun yerini, sevdanın ve aşkın sınırsız gücü doldurdu. Artık içimdeki Eros’a daha yakın hissediyordum. Bazen yalnız kalmak, bazen birine dokunmak, bazen de sadece hayatı olduğu gibi kabullenmek… İşte bunlar, Eros’un bana öğrettikleri.
Şimdi daha iyi biliyorum; Eros cinsiyetsizdir. O, bir duygudur, bir enerjidir. Her birimizde var olan bir güçtür. Bu gücü kabul ettiğimizde, hayatı ve kendimizi daha derinden anlama yolculuğuna çıkabiliriz.
Ve belki de, gerçek aşk, kendini anlamakla başlar. Eros, buna ilk adımı atmamızı sağlayan bir rehberdir.