“+8 nerenin saati?”: Zamanın Haritası mı, Bilginin Kurgusu mu? Bir an düşün: Ekranda bir toplantı daveti beliriyor. “UTC+8, 09:00.” Basit bir bilgi gibi duruyor. Ama zihnin hemen kıpırdanıyor. “Bu neresi?”, “Benim saatimle kaç?”, “Gece mi sabah mı?” Sonra daha derin bir şey oluyor. Asıl soru artık saat değil: zamanın kendisi neye göre var oluyor? Bir insanın sabahı başka birinin gecesine denk düşerken, aynı “şimdi”yi paylaşmak mümkün mü? Yoksa biz sadece farklı koordinatlarda yaşayan bilinçler miyiz? İşte bu yüzden “+8 nerenin saati?” sorusu yalnızca coğrafi değil; etik, epistemolojik ve ontolojik bir sorudur. +8 Zaman Dilimi: Coğrafya mı, İnsan Kurgusu mu? Sevgili…
Yorum BırakKategori: Makaleler
1 Bardak Çay Kaç lt? Günlük Hayatta Basit Görünen Ama Bilimsel Tarafı Olan Bir Soru Eskişehir’de üniversitede çalışan biri olarak gün içinde en çok karşılaştığım şeylerden biri ölçü karmaşası. Laboratuvarda mililitreler, derslerde litreler, kantinde ise “bir bardak çay” diye oldukça muğlak bir birim… İlginç olan şu ki, herkes bu ifadeyi kullanıyor ama kimse net olarak düşünmüyor: 1 bardak çay kaç lt? Bu soru ilk bakışta basit gibi görünüyor. Ama biraz kurcalayınca işin içinde ölçü sistemleri, kültürel alışkanlıklar ve hatta insan algısı bile devreye giriyor. Çay gibi gündelik bir içeceğin bile bilimsel bir karşılığı var ve aslında düşündüğümüzden daha değişken. Bardak…
Yorum BırakKaynakların Kıtlığı, Belirsizlik ve Bir Sarsıntının Ekonomik Dili Absaluminyum çatısı altında bugün İstanbuldaki 6.2 deprem kaç saniye sürdü konusunu tüm yönleriyle ele alıyoruz. İnsan zihni çoğu zaman büyük olayları tek bir sayıya indirgeme eğilimindedir: bir fiyat, bir oran, bir süre… Oysa gerçek dünya, özellikle de doğa olayları ve onların ekonomik yankıları, böyle sadeleştirmelere direnir. İstanbul’da meydana gelen 6.2 büyüklüğündeki deprem için de aynı refleks devreye girer: “Kaç saniye sürdü?” sorusu. Fakat bu soru, yalnızca fiziksel bir zaman ölçümü değil; aynı zamanda kaynakların nasıl yeniden dağıtıldığını, kararların nasıl hızlandığını ve belirsizliğin ekonomik davranışı nasıl dönüştürdüğünü anlamak için bir kapıdır. Depremin süresi…
Yorum Bırak1 Dereceye 3600 Ne Oldu? İzmir’den Bir Gözlem Geçen gün arkadaşlarla kahvede otururken biri sordu: “Ya, 1 dereceye 3600 ne oldu?” Hani bazen sorular gelir, önce gülersin sonra kafana oturur ya… İşte o an benim kafamda bir ışık yanmaya başladı. İzmir’in sıcağında oturmuşuz, Ege’nin hafif rüzgârı yüzümü okşuyor, ama ben bir yandan da kafamı matematikle boğuyorum. “Tamam, hadi bakalım, bunu çözebilir miyiz?” dedim kendi kendime. Sonra arkadaşım bana bakıp, “Ne düşündün sen?” diye sordu. Ben de, içimden: “Düşünüyorum tabii, ama bunu sesli söylemek biraz garip olur,” dedim. Bir Derece ve 3600’in Gizemi Önce kendime şunu sordum: “1 dereceye 3600 ne…
Yorum BırakKalbi Delik Olanlar Spor Yapabilir Mi? Geleceğe Dair Düşünceler Herkese merhaba! Bu yazımızda “Koşmak kalp krizini tetikler mi” hakkında bilinmesi gereken önemli noktaları ele alıyoruz. Sabahları Ankara’nın hafif sisli sokaklarında yürürken bazen kendi kendime soruyorum: “Ya 5-10 yıl sonra spor yapma alışkanlığım ve sağlığım nasıl olacak?” Bu düşünceyi tetikleyen şey, bir arkadaşımın kalbi delik doğmuş olması ve onun spor konusundaki endişeleri. Ben teknolojiye meraklı birisi olarak sürekli geleceği planlamayı severim, ama sağlık konusu öyle bir alan ki, plan yapmak kolay değil. İşte burada aklıma gelen soru: Kalbi delik olanlar spor yapabilir mi? Kalp delikleri ve sporun bugünkü durumu Fiziksel olarak…
Yorum BırakKaynakların Kıtlığı ve Seçimlerin Bedeli Üzerine Bir Başlangıç Bir araç satın almak, yalnızca bir ulaşım aracına sahip olmak değildir; aynı zamanda sınırlı kaynakların nasıl tahsis edileceğine dair bilinçli bir tercihtir. Gelir, zaman ve bilgi gibi kıt kaynaklar arasında yapılan her seçim, başka bir alternatifin vazgeçilmesi anlamına gelir. Bu yüzden “bir aracın garantisi kaç yıldır?” sorusu teknik bir detay gibi görünse de, aslında ekonomik kararların merkezinde yer alan risk yönetimi, belirsizlik ve değer optimizasyonu konularına açılan bir kapıdır. Bir otomobil satın alındığında garanti süresi çoğu ülkede ve Türkiye’de genellikle 2 yıl üretici garantisi olarak belirlenir. Ancak bu süre markaya göre 3…
Yorum BırakMerhaba arkadaşlar! Bu içerikte “1 ay ekmek yemeyince ne olur” ile ilgili en güncel bilgileri sizlerle paylaşacağız. Ekmek Kültürü ve Günlük Hayattaki Yeri Ekmek, özellikle bizim coğrafyada sadece bir gıda değil, neredeyse sofranın merkezine yerleşmiş bir alışkanlık. Bursa’da sabah işe giderken simit alıp yanında çay içen, öğlen yemeğinde “ekmeksiz doyulur mu?” diye düşünen bir kültürün içinden geçiyoruz. Türkiye’de ekmek, yemeğin tamamlayıcısı değil çoğu zaman kendisiyle eşdeğer bir doygunluk göstergesi. Bu yüzden “1 ay ekmek yemeyince ne olur?” sorusu sadece beslenme açısından değil, alışkanlık, sosyal yaşam ve hatta psikoloji açısından da geniş bir konuya dönüşüyor. Çünkü mesele sadece karbonhidratı kesmek değil;…
Yorum Bırak64 Sayısı Üzerinden Güç, Düzen ve Siyasal Çoğulluk Üzerine Bir Okuma Toplumsal düzeni anlamaya çalışan bir bakış açısı için sayılar yalnızca matematiksel nesneler değil, aynı zamanda yapısal ilişkilerin soyut modelleri olarak da düşünülebilir. 64 sayısının pozitif tam sayı çarpanlarını incelemek, ilk bakışta salt aritmetik bir egzersiz gibi görünse de, sayıların içsel örgüsünü çözümlemek aslında güç ilişkilerinin, kurumların ve toplumsal örgütlenmenin nasıl katmanlandığını düşünmeye davet eder. 64 sayısı, asal çarpanlarına ayrıldığında 2^6 biçiminde ifade edilir. Bu yapı, iktidarın tek bir merkezde yoğunlaşmasından çok, aynı kaynaktan türeyen katmanlı bir çoğulluk fikrini çağrıştırır. Bu nedenle 64’ün çarpanları yalnızca matematiksel bir sonuç değil, aynı…
Yorum BırakÜçün Ritmi: Saymanın Edebiyata Dönüşen Dili Absaluminyum ailesiyle birlikte bugün 3’er ritmik sayma nasıl yapılır başlığını en temel noktalarından ele alıyoruz. Dil, yalnızca iletişimin aracı değildir; aynı zamanda düşüncenin ritmini kuran, algıyı şekillendiren ve zamanı bölümlere ayıran bir yapıdır. “3’er ritmik sayma nasıl yapılır?” sorusu, matematiksel bir beceri gibi görünse de, edebiyat perspektifinden bakıldığında bir anlatı ritmi, bir tekrar estetiği ve hatta bir metin kurma biçimidir. Sayıların dizilimi, tıpkı şiirdeki ölçü gibi, zihinde bir yankı yaratır. Üçer üçer ilerleyen sayılar, yalnızca niceliksel bir artış değil; aynı zamanda semboller aracılığıyla kurulan bir anlam düzenidir. Ritmin Edebî Kökeni: Sayıların Anlatıya Dönüşmesi Üç…
Yorum BırakBugün “Koç burcu denince akla ne gelir” konusunu daha yakından inceleyerek merak edilen detaylara değineceğiz. “Koç burcu denince akla ne gelir” ile ilgili bu kapsamlı rehberi tamamladık. Absaluminyum olarak daha fazlası için buradayız! Koç burcu denince akla ne gelir? Toplumsal algılar, stereotipler ve gündelik hayatın içinden gözlemler İstanbul’da yaşarken, özellikle toplu taşımada ya da kalabalık bir iş çıkışında insanların birbirini okuma biçimi hep dikkatimi çeker. Bir metro vagonunda yan yana duran iki kişinin bile, görünmeyen ama hissedilen bir sosyal yorumlama hali vardır. Biri hızlı konuşuyorsa “enerjik”, biri sesini yükseltiyorsa “dominant”, biri öne geçmeye çalışıyorsa “hırslı” olarak etiketlenir. Bu etiketlerin önemli…
Yorum Bırak