Beyaz Kum Köpekbalığına Saldırır Mı?
Kayıp Bir Anının Ardında
Bazen hayat sana bir soruyla gelir, tıpkı kaybolan bir şehrin harflerini arar gibi. O an kaybolduğun, bir anlamda eksik kaldığın bir soruyla yüzleşirsin. Benim için o soru, beyaz kum köpekbalığına dair olan soruydu: Beyaz kum köpekbalığına saldırır mı? Bu soru, yıllardır peşinden sürüklendiğim bir gizem gibi geldi, ama asıl derinliği içinde bulduğum cevapla keşfettim.
Geçen yaz, Kayseri’nin sıcak akşamlarında sıkıcı sohbetlerin, kısık sesle çalan müziklerin ve evin duvarlarına çarpan zamanın yarattığı boşlukta birden kendimi büyük bir okyanusta hayal ederken buldum. Gözlerimi kapadım ve bir an durdum. Yüzümdeki sıcaklık, okyanusun derinliklerinde, kaybolmuş bir balinanın gözlerinden bir ışıltı gibiydi. Hepimiz için zamanın dondurulduğu, aynı anda geçmişin ve geleceğin buluştuğu anlar vardır ya… işte o anlardan biriydi.
Bir Hayalin Sınırlarında
O an, çocukken belki de hayatımda ilk kez okyanusun derinliklerini hayal ederken izlediğim bir belgesel geldi aklıma. Beyaz kum köpekbalığı, okyanusların asil bir avcısıydı. Hiçbir şeyin ona engel olamayacağını düşündüm. Beyaz kum köpekbalığının savunmasız olduğu bir yer yoktu. Ama sonra düşündüm; ya biz insanlar, bazen ne kadar savunmasız kalabiliyorduk?
O Soru: Beyaz Kum Köpekbalığına Saldırır Mı?
O an beynimde yankı yapan bu soru, bana hayatın tuhaf bir oyununu hatırlattı. Beyaz kum köpekbalığı gerçekten de saldırabilir miydi? Beni izleyen, beni anlamaya çalışan bir yaratık mıydı? Yoksa her şeyde olduğu gibi bu da hayalden ibaret miydi?
O kadar çok soru vardı ki, her birinin peşinden sürüklendim. Beyaz kum köpekbalığının, okyanusta bambaşka bir varlıkla karşılaştığında ne yapacağını kestirememek; bana kendi iç yolculuğumda da bir anlamda yol aldırıyordu. Hiç tanımadığın bir şeyle, hiç beklemediğin bir anın ortasında karşılaşırsan ne yaparsın? Beyaz kum köpekbalığı bir saldırı başlatabilir mi, yoksa savunmasız kalabilir mi? Belki de en iyi cevabı, ona yaklaşmaya cesaret edebildiğimde bulabilirdim.
Beyaz Kum Köpekbalığının Gözlerinde
O gün sahilde, en sevdiğim kitabı okurken, denizin kokusu, kumların sıcağı ve hayatta kaybettiğim bir şeyin huzuru vardı. Kayseri’den gelen yaz sıcakları, beni yerimden kalkıp bir şeyler yapmak için harekete geçirmeyi başarmıştı. Bazen yalnızca bir şeyin üzerine bir hayal yerleştirip o hayalin nasıl gerçeğe dönüştüğünü izlemek, en büyük rahatlama aracıydı.
O yüzden o soruya cevap bulmayı düşünmeye başladım. Beyaz kum köpekbalığının gözlerinde, etrafındaki her şeyin farkında olan bir canlı vardı. Her hareketi düşünülmüş, her adımı planlanmış gibiydi. Hızla suya dalarken, nehrin kıyısındaki çimenler gibi ince ve keskin bir iz bırakıyordu. Bazen, denizin her şeyin üstünde olduğunu düşündüm. O kadar derin, o kadar güçlüydü ki, ona yaklaştıkça daha fazla uzaklaşıyor gibiydim.
Hayal Kırıklığı ve Yeni Bir Başlangıç
Düşüncelerimi bırakıp biraz zaman geçirmeye karar verdim. İçimi saran o boşluk hissi, bir süre sonra yerini biraz hayal kırıklığına bıraktı. Kendimi nehirde, denizin derinliklerinde, kaybolmuş bir beyaz kum köpekbalığının gözlerinde buldum. “Ona yaklaşmamalı mıyım?” diye düşündüm. Kimseyi nehirde görmedim. Sanki tek başıma bir yolculuğa çıkmıştım. Beyaz kum köpekbalığına yaklaşırken kalbim biraz korkuyordu. Ama içimdeki o tuhaf merak, beni nehrin diğer kıyısına doğru itti.
O anda gerçekten önemli bir şey fark ettim: Hayat, tıpkı okyanus gibi, ne kadar güçlü ve derinse, ona aynı oranda saygı duymalıydık. Beyaz kum köpekbalığının saldırıp saldırmayacağına dair sorular, sadece dışsal bir korku değildi. İçsel bir yolculuğun, kalbinin çırpınan sesi gibi geliyordu. O an, beyaz kum köpekbalığına yaklaşmam ve nehrin derinliklerine inmem gerekiyordu. Çünkü bazen, içsel bir korku ile yüzleşmek, kalbinin atışlarını duyabilmek için en doğru adımdı.
Bir Yıldız Kadar Parlayan Bir Umut
Sonra düşündüm, belki de hayatın bu kadar karmaşık olmasının nedeni her şeyin bir olasılık olmasıydı. Beyaz kum köpekbalığı, gerçekten de savunmasız olabilir mi? Beni kovalamaz mı? Ama bir yandan şunu da fark ettim: Bazen o korkuyla yüzleşmek, senin gerçek gücünü bulmana yardımcı oluyordu.
Ve bir umut ışığı doğdu içimde. Beyaz kum köpekbalığı, aslında ben de olabilirdim. Derinliklerde kaybolmuş, ama her zaman gücünü ve cesaretini bulmaya çalışan bir varlık. Denizin o derinlerinde kaybolurken, kendi içimdeki gücü bulmayı öğreniyordum.
Sonuçta
Beyaz kum köpekbalığının saldırıp saldırmayacağına dair cevabı bulmam belki mümkün değildi. Ama şunu biliyorum ki, hayatımda karşılaştığım her zorluk, o okyanus kadar derin ve güçlüydü. Yüzleşmek, yaklaşmak ve merak etmek, bana hep bir şeyler öğretti. O gün kaybolduğum o soru, aslında hayatta hiç kaybolmayacak bir şeyin sembolüydü: Korku, seninle ilerledikçe seninle büyür.
O gün bir adım attım. O adım, kaybolan yıldızları bulmak gibiydi. Belki de cevabını bulduğum tek şey, beyaz kum köpekbalığının gözlerinde kaybolan bir ışıktı.